Paşabahçe ve Cam Üretim Kültürü Üzerine

Yayınlanma Tarihi

01 Ekim 2026

Yazar

Elif Türker

Okuma Zamanı

11 Dakika

İstanbul’un kuzey aksında, Bilad-ı Selase’nin çeperinde yer alan Beykoz; padişahların hasbahçesi olması ve merkeze sağladığı doğal kaynaklarıyla bilinmesi sayesinde uzun süre sakin bir Boğaz köyü konumunu korumuştur. İstanbul coğrafyası içinde ise yalnızca bu doğal güzellikleriyle değil, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan erken sanayileşme serüveninin en köklü üretim havzalarından biri olarak da özel bir yere sahiptir [1]. Yoğun orman dokusunun sunduğu enerji ve yakıt altyapısı, zengin su kaynakları, Boğaz’daki konumunun getirdiği lojistik avantajlar…

İstanbul’un kuzey aksında, Bilad-ı Selase’nin çeperinde yer alan Beykoz; padişahların hasbahçesi olması ve merkeze sağladığı doğal kaynaklarıyla bilinmesi sayesinde uzun süre sakin bir Boğaz köyü konumunu korumuştur. İstanbul coğrafyası içinde ise yalnızca bu doğal güzellikleriyle değil, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan erken sanayileşme serüveninin en köklü üretim havzalarından biri olarak da özel bir yere sahiptir [1]. Yoğun orman dokusunun sunduğu enerji ve yakıt altyapısı, zengin su kaynakları, Boğaz’daki konumunun getirdiği lojistik avantajlar ve merkezle kurduğu “yakın ama izole” ilişki, Beykoz’u İstanbul sanayisi için doğal bir çekim merkezi haline getirmiştir.

Görsel: Beykoz İlçesini ve Beykoz’daki Fabrikaları Gösteren Harita, Kundura Hafıza Arşivi

Beykoz’un endüstri havzası olarak kazandığı bu özgün kimlik, yalnızca bir sanayileşme hamlesinden ibaret olmayıp malzemenin ve emeğin mekânla kurduğu derin bağ üzerinden biçimlenmiştir. Bu bağın taşıdığı en belirgin izlerden biri ise cam ve cam sanayisidir. Özellikle İncirköy’de geleneksel zanaatın ve ilk fırınların yakılmasıyla başlayan bu üretim, zamanla kıyı hattı boyunca yayılarak Paşabahçe’de Türkiye’nin ilk modern cam fabrikasının kurulmasıyla İncirköy-Paşabahçe bölgesi cam üretiminde önemli bir endüstriyel odağa dönüşmüştür. Paşabahçe’de camın tarihi ve cam kültürü; zanaattan modern fabrikaya, oradan da evlerin içine kadar sızan gündelik bir yaşam pratiğine uzanan, neredeyse iki asırlık toplumsal ve mekânsal bir süreç olmuştur [2].

Paşabahçe ve çevresinde camcılık 19. yüzyılın hemen başında 1804’te Mevlevi Dervişi Mehmet Dede’nin Venedik’ten taşıdığı teknik birikimi Beykoz’un sanayiye uygun coğrafyasıyla harmanlamasıyla başlamıştır. Paşabahçe çevresinde açılan bu ilk atölye, Türk cam sanatının simgeleri olacak olan “Beykoz İşi” ve “Çeşm-i Bülbül” (Bülbül Gözü) gibi geleneksel üslupların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tanzimat dönemiyle birlikte bu zanaat mirası, Müşir Mustafa Nuri Paşa’nın kurduğu ve sonradan devlete devredilen Billur Fabrika-i Hümayunu ile Ahmet Fethi Paşa’nın kurduğu ilk özel teşebbüs örneklerinden olan cam ve porselen fabrikası aracılığıyla kurumsallaşmaya başlamıştır. İncirköy’de yan yana konumlanan bu tesislerde Batı’dan ithal edilen makineler ve Avrupa’dan getirilen yabancı ustalarla saray için üretilen lüks billurlardan Kâbe kandillerine, Batı tekniğiyle üretilmiş “Eser-i İstanbul” damgalı porselenlere kadar geniş bir yelpazede üretim yapılmıştır [3]. Yüksek maliyetler ve Avrupa’dan gelen ucuz malların rekabeti nedeniyle bu dev girişimleri alanda kalıcı bir faaliyet gösterememiştir. Aynı dönemde yerel girişimci Yusuf Efendi’nin kurduğu porselen, çini ve tuğla fabrikası ise devlet desteği ve imtiyazlarla 1957 yılına kadar kesintisiz çalışarak bölgede camcılıktaki en uzun ömürlü sektör başarılarından birini sergilemiştir.

Paşabahçe-İncirköy hattındaki bu sanayi dalgası, yalnızca cam ve seramik sektörleriyle sınırlı kalmamış; kimya ve yapı gibi farklı sektörler ile birbirleriyle mekânsal bir süreklilik içinde büyümüştür. Kapanan Billur Fabrika-i Hümayunu’nun binalarında 1858 yılında faaliyete geçen İspermeçet Mumu Fabrikası, Osmanlı kimya sanayisinin öncülerinden olmuş ve Cumhuriyet döneminde kurulacak Paşabahçe Tekel İspirto ve İçki Fabrikası’na fiziksel mümkün/uygun mekân bırakmıştır. 1884’te kurulan Fabbrica Vetrami Di Constantinople (Modiano Cam Fabrikası) kozmopolit işgücü yapısı ve yarı otomatik presleriyle camcılığı kitlesel bir ölçeğe taşımış, ağır çalışma koşulları nedeniyle Osmanlı işçi hareketinin ilk grevlerine (Tatil-i Eşgal) sahne olmuştur [1]. Semtin meşhur kaynak suyuyla üretim yaparak ambalaj ihtiyacını Modiano ve yerel cam atölyelerinden karşılayan Çubuklu Gazoz Fabrikası ise bölgedeki sanayi kolları arasındaki organik bağı ve sektörler arası ilişkiyi gözler önüne sermiştir [4].

19. yüzyılda yapılmış olan tüm bu denemeler savaşlar, küresel rekabet ve mali krizler nedeniyle uzun ömürlü olamayıp günümüze ulaşamasa da Paşabahçe’ye kalıcı olacak bir sanayi kültürü bırakmıştır. Paşabahçe emek havzasında biriken ustalık, sanayi tecrübesi ve örgütlü emek yapısı; bölgenin kaderini değiştiren Tekel İspirto ve İçki Fabrikası ve Paşabahçe Şişecam Fabrikası için tarihsel bir altyapı bırakmıştır.

Görsel: Beykoz Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası, Kundura Hafıza Arşivi

Bu birikimin mekânsal ve teknik mirası üzerine inşa edilen bölgedeki ilk büyük Cumhuriyet hamlesi, 1858 tarihli eski mum fabrikasının binalarında 1930 yılında faaliyete geçen Paşabahçe Tekel İspirto ve İçki Fabrikası olmuştur. Paşabahçe’yi sakin bir Boğaz semtinden devasa bir sanayi merkezine dönüştüren bu girişimi, hemen 5 yıl sonra, Tekel’in ambalaj ihtiyacını karşılamak ve ulusal cam sanayisini kurmak amacıyla 1935’te kurulan Paşabahçe Şişecam Fabrikası izleyecektir.

Paşabahçe Şişecam Fabrikası, Türkiye’nin sınai kalkınma tarihinde ve Boğaziçi’nin toplumsal-mekânsal biçimlenişinde en kilit rolü oynamış milli sanayi kurumlarından biridir. Yerli cam sanayisini kurma görevi Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye İş Bankası’na verilmiş ve fabrikanın temelleri 1934 yılında fabrikaya da ismini veren Paşabahçe semtinde atılmıştır. 1935 Temmuz’unda başlayan deneme üretiminin ardından, 29 Kasım 1935’te Başbakan İsmet İnönü’nün de katıldığı bir törenle fabrika tamamen açılmıştır. Fabrikanın yer seçiminin Paşabahçe olması tesadüf değildir; Karadeniz’den gelen kum ve kömürün lojistiğinin kolay olması ve yakınındaki Tekel İspirto ve İçki Fabrikası’nın cam şişe ihtiyacı bu kararda etkili olmuştur. Gümrük muafiyetleri ve bölgesel üretim hakkı gibi devlet destekleriyle korunan fabrika, 1935’te yaklaşık 385 işçiyle üretime başlamıştır. Tesisin ilk yıllardaki teknik kadrosunu ise 1934’te Bulgaristan’ın Varna şehrinden göç eden Türk ustalar ile Avrupa’dan getirilen uzmanlar oluşturmuştur [1].

Fabrikada üretim iki ana kolda yürütülmüştür: Otomatik şişe makineleri ve “globe” olarak isimlendirilen fırın önünde geleneksel üfleme tekniğine dayanan sanatsal el işçiliği. Sıcak cam üfleme ve harman bölümlerinde tamamen erkek işçiler çalışırken; soğuk cam işleme, dekor kesme, altın yaldız tezyinatı, kontrol ve paketleme gibi incelik isteyen işlerde kadın işçiler yoğun olarak çalışmıştır [2].

Fabrikada doğan iş gücü ihtiyacı kısa sürede Karadeniz bölgesinden Paşabahçe’ye büyük bir işçi göçü dalgası başlatmıştır. Bir yandan çalışan bir yandan da barınacak yer arayan işçiler, fabrikanın hemen çeperinde yükselen Gümüşsuyu, Çiğdem, Soğuksu ve Sultaniye gibi yamaçlara ilk gecekondularını inşa etmişlerdir. Gecekonduların yanı sıra 1950’lerden itibaren işçiler örgütlenip Gümüşsuyu Şişecam İşçi Yapı Kooperatifi’ni kurarak semtin mimari çehresini şekillendirecek planlı evler de inşa etmişlerdir. 1970’lere gelindiğinde Şişecam; dekor, süsleme ve paketleme gibi işleri dışarıya vermeye başlayınca cam üretimi fabrikanın dışına taşarak Paşabahçe’yi adeta “her evin altında bir dekor atölyesi” olan özgün bir cam semtine dönüştürmüştür. Bu sosyo-mekânsal etkiye ve halihazırda artan işçi mücadelesine paralel olarak, 1962 yılında bölge halkına da hizmet veren Paşabahçe İşçi Sigortaları Hastanesi de semtte faaliyet göstermeye başlamıştır.

Aynı zamanda Paşabahçe Şişecam Fabrikası Türkiye emek tarihinin en güçlü mücadele alanlarından biri haline de gelmiştir. 1947’de Cam-İş ile başlayan sendikalaşma, 1963’te çıkan grev yasası sonrası, 1965’te teknik işçilerin öncülüğünde kurulan Kristal-İş Sendikası ile devam etmiştir. Sendika, fabrikadaki düşük ücretlere ve katı yönetime karşı kitlesel bir duruş sergilemiştir. Toplu sözleşme görüşmelerinin tıkanması ve sonuca bağlanmaması üzerine işçiler, 31 Ocak 1966 sabahı 05.00’te üretimi durdurarak greve gitmişlerdir. Grev kısa sürede fabrika kapılarını aşarak işçi ailelerinin, kadınların, çocukların ve esnafın sahiplendiği devasa bir “semt grevi”ne dönüşmüştür. Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Paşabahçe Destanı gibi eserleriyle edebiyata, halkın tanıklıklarıyla tüm semtin hafızasına da kazınan bu direniş, dalga dalga tüm sektörü etkilemiştir. Şişecam’da üretim durunca Paşabahçe Tekel Fabrikası rakı şişesi ihtiyacını karşılayamaz hale gelmiş ve komşu semt Çubuklu’daki küçük cam atölyelerine yönelmiştir. Bu kriz Çubuklu’daki camcılığın da sıçrama yapmasını sağlamıştır. Muhalif sendikaların da büyük desteğiyle tam 83 gün süren bu mücadele, işçilere ve semte güçlü bir sınıf bilinci kazandırmış; 1967’de DİSK’in kurulmasına giden süreci etkilemiş ve hızlandırmıştır [5].

Bu büyük mücadele mirasını 1971, 1980, 1991 ve 2001 grevleriyle sürdüren Şişecam, 1980’lerden itibaren Boğaziçi Kanunu’nun getirdiği yapılaşma ve işlev kısıtlamaları, maliyetler ve sanayisizleşme politikalarının hedefi olmuştur. 1993 yılında fabrikanın simgesi olan geleneksel el imalatı (goble) bölümü Denizli’ye taşınmıştır. Otomatik üretim yapan son birimlerin de 2002 yılında faaliyetlerini durdurmasıyla, Paşabahçe’nin 67 yıllık fabrika üretimi ve 19. yüzyılın başından beri Beykoz’un kimliğini oluşturan yaklaşık 200 yıllık cam üretimi ve cam üretim kültürü de bütünüyle sona ermiştir.

Görseller ve yayınlar, Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi Kütüphanesi ile Kundura Hafıza Arşivi’nden incelenebilir. Araştırma talebi oluşturmak için tıklayınız.

Elif Türker (Kundura Hafıza Arşiv ve Operasyon Asistanı)

Kaynakça

[1] Koçak, M. H. (2009). Paşabahçe semtinde işçi sınıfının oluşumu cam işçi hareketinin gelişimi ve yönelimleri (Tez No. 239951) [Doktora tezi, Marmara Üniversitesi]. YÖK Ulusal Tez Merkezi.

[2] Ceylan, H., vd. (2025). Beykoz’da sanayi ve emek coğrafyasının dönüşümü: Mekân, emek ve zamanın dinamik etkileşimi. mimar.ist, (83), 59–72.

[3] Kuştemir, S. K., & Oktik, N. Osmanlı’nın son dönemi’nde sanayileşme ve modernleşme: Beykoz örneği.

[4] Göktürk, H. (1966). Çubuklu gazoz fabrikası. R. E. Koçu (Ed.), İstanbul Ansiklopedisi içinde (Cilt 8, s. 4147). Koçu Yayınları. https://istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/12135

[5] Çelik, A., & Aydın, Z. (2008). Paşabahçe 1966: Gelenek yaratan grev (2. basım). Kristal-İş Sendikası Yayınları.

Ak, L. (1975). Şişecam’da 30 yıl. Nurdoğan Matbaası.

Koçak, H. (2014). Camın işçileri. İletişim Yayınları.

Kurt, M., Kuzucu, K., Çakır, B., & Demir, K. (2016). 19. Yüzyılda Osmanlı sanayileşmesi sürecinde kurulan devlet fabrikaları: Bir envanter çalışması. OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, (40), 245-278. https://izlik.org/JA96DB28XF

Küçükerman, Ö. (2002). 200 yıllık Boğaziçi camcılık mirası içinde Beykoz camları. Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.