Resmî Tarihin Ötesinde: Kundura Hafıza Koleksiyonu’nda (Oto)biyografiler ve Kişisel Anlatılar

Yayınlanma Tarihi

05 Ağustos 2026

Okuma Zamanı

12 Dakika

20. yüzyılın büyük bölümünde tarih yazımı, bireylerden çok toplumsal yapıları, kurumları ve uzun dönemli tarihsel süreçleri açıklamaya yönelmiştir. Ancak 1980'lerden itibaren sosyal tarih, mikro tarih ve aşağıdan tarih yaklaşımlarının etkisiyle kadınlar, işçiler ve daha önce tarih yazımında sınırlı yer bulan toplumsal grupların deneyimleri yeniden araştırmaların odağına yerleşmiştir.[1] Bu yönelim, biyografi ve otobiyografilerin yalnızca bireysel yaşam öykülerini aktaran edebî türler olarak değil; geçmişe ilişkin yerleşik anlatıları yeniden değerlendirmeye katkı sunan çalışmalar…

20. yüzyılın büyük bölümünde tarih yazımı, bireylerden çok toplumsal yapıları, kurumları ve uzun dönemli tarihsel süreçleri açıklamaya yönelmiştir. Ancak 1980’lerden itibaren sosyal tarih, mikro tarih ve aşağıdan tarih yaklaşımlarının etkisiyle kadınlar, işçiler ve daha önce tarih yazımında sınırlı yer bulan toplumsal grupların deneyimleri yeniden araştırmaların odağına yerleşmiştir.[1] Bu yönelim, biyografi ve otobiyografilerin yalnızca bireysel yaşam öykülerini aktaran edebî türler olarak değil; geçmişe ilişkin yerleşik anlatıları yeniden değerlendirmeye katkı sunan çalışmalar olarak ele alınmasını da sağlamıştır. İnsan yaşamını belgeleyen geniş bir yazın alanının parçası olan (oto)biyografiler, anılar, günlükler, mektuplar ve sözlü tarih görüşmeleri gibi kişisel tanıklıklarla birlikte geçmişin gündelik deneyimlerini görünür kılar. Psikoloji başta olmak üzere sosyal bilimlerden de beslenen kişisel anlatılar, bireyin yaşamını, yaşam algısını ve başkalarıyla kurduğu ilişkileri; içinde bulunduğu toplumsal bağlamla birlikte değerlendirmeye imkân tanır. [2] Bu özellikleri sayesinde (oto)biyografiler, resmî belgelerin çoğu zaman görünür kılmadığı çalışma kültürü, mesleki deneyimler, gündelik yaşam pratikleri ve bireysel tanıklıkları kayıt altına alırken araştırmacılara belirli bir dönemin toplumsal, ekonomik ve kültürel yapısını daha bütüncül biçimde değerlendirme olanağı sunar. Bu yönüyle (oto)biyografiler, arşiv belgelerini tamamlayan ve tarih, iktisat başta olmak üzere sosyal bilim araştırmalarında başvurulan önemli tarihsel kaynaklar arasında yer alır.

(Oto)biyografiler başta olmak üzere anılar ve diğer kişisel anlatılar, Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin gelişmekte olan kütüphane koleksiyonunda önemli bir yer tutar. Koleksiyonda, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nın yanı sıra farklı Sümerbank müesseselerinde ve çeşitli sanayi kuruluşlarında görev yapan işçi, mühendis, doktor, kimyager, derici, sendikacı ve yöneticilerin yaşam öykülerini, anılarını ve kişisel tanıklıklarını içeren muhtelif eserler bulunur. Farklı meslek grupları ve kuşaklardan tanıklıkları bir araya getiren bu yayınlar, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ile Sümerbank tarihini üretim süreçlerini şekillendiren insanların deneyimleri, çalışma ilişkileri, mesleki bilgi birikimi ve kurum kültürü üzerinden okumaya olanak tanırken, kurumsal belleğin oluşumuna ilişkin çok katmanlı bir perspektif sunar.

[1] Ateş, Ömer F., ve Şahmurat Arık, “Sorunsalları, Tarihsel Gelişimi ve Temsilcileri Bağlamında Biyografi Teorisine Genel Bir Bakış,” YAZIT Kültür Bilimleri Dergisi 2 (1): 134.
[2] Brian Roberts, Biographical Research (Buckingham : Open University Press, 2011), 52.

Koleksiyonda öne çıkan yayınlardan Adnan Erkmenol’un Türkiye’nin İlk Endüstri Mühendisi Olarak Yaşadıklarım adlı kitabı Türkiye’nin ilk endüstri mühendislerinden Erkmenol’un Sümerbank’ta organizasyon görevlisi olarak başlayan kariyerini, 1960-1963 yılları arasında Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası müdürü, daha sonra ise İPRAŞ ve Şişecam’da genel müdür yardımcısı olarak sürdürdüğü meslek yaşamı üzerinden anlatır. Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’ndaki görev süresine de genişçe yer veren Erkmenol, fabrikanın modernizasyon sürecini yönetici perspektifinden ayrıntılı biçimde aktarır. Üretim organizasyonunun yeniden yapılandırılması, seri üretime geçiş çalışmaları, iş akışlarının düzenlenmesi ve kalite standartlarının yükseltilmesi gibi teknik dönüşümlerin yanı sıra, bu sürecin uluslararası bilgi ve teknoloji transferiyle nasıl şekillendiğini de ortaya koyar. Erkmenol, Çekoslovakya’daki Bat’a Fabrikası modelini Beykoz’a uyarlama girişimlerini, Çek mühendislerle yürütülen iş birliklerini ve modern üretim sistemlerinin kurulmasına yönelik çalışmaları aktarırken; İsveç, Danimarka ve diğer Avrupa ülkelerine gerçekleştirilen teknik inceleme gezilerinden edinilen deneyimlerin de fabrikanın yenilenme sürecine nasıl katkı sağladığını anlatır. Bunun yanı sıra Beykoz lojmanlarındaki yaşam, sosyal tesisler, fabrika kültürü ve birlikte çalıştığı mühendisler, yöneticiler ve ustalara ilişkin tanıklıkları aracılığıyla Sümerbank’ın yalnızca bir üretim kurumu değil, aynı zamanda teknik bilgi üreten ve nitelikli insan kaynağı yetiştiren bir “okul” işlevi gördüğünü vurgular. Böylece eser, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nın kurumsal belleğini, Cumhuriyet dönemi sanayileşmesini ve modernleşme politikalarını yönetici ve mühendis bakış açısından belgeleyen önemli bir tanıklık niteliği taşır.

Görsel: Süleyman Caymazer’in Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi’ne bağışladığı aile arşivinden; Süleyman Caymazer, 1950–1976 yılları arasında Fabrika’nın Sendika Genel Sekreterliği’nde görev yapmış, 1963’te makine eğitimi için Çekoslovakya’ya gönderilmiştir.

Gözen Küçükerman, Bir ‘İç Pilav’ın Kırk Yılı Bir İçmimarın Anıları kitabında 1963-2007 yılları arasında Sümerbank Genel Müdürlüğü Mimarlık Bürosunda iç mimar olarak edindiği mesleki deneyimleri aktarır. Kişisel anlatısını, birlikte çalıştığı mimar, mühendis ve ustalara dair gözlemleriyle zenginleştiren Küçükerman; mağazalar, fabrika sosyal tesisleri, fuarlar, banka şubeleri, sergiler, lojmanlar ve misafirhaneler gibi kurumun mimari ve iç mekân tasarım projelerini anlatırken, Türkiye’de iç mimarlık mesleğinin gelişim sürecine ve dönemin tasarım anlayışına da ışık tutar.  Küçükerman, Sümerbank’ı yalnızca üretim yapan bir sanayi kuruluşu olarak değil; yetiştirdiği uzman kadrolar, benimsediği mimarlık ve tasarım anlayışıyla bir “okul” niteliği taşıyan, Cumhuriyet’in modernleşme ve kurumsallaşma sürecine katkı sağlayan bir kurum olarak değerlendirir.

Görsel: Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası Satış Mağazası Olan “Arasta”nın Proje Çizimi (Gözen Küçükerman tarafından Kundura Hafıza’ya bağışlanmıştır. Küçükerman, 1963-1988 yılları arasında Ankara Sümerbank Mağaza Müdürü olarak çalışmıştır.)

Lütfü Ak, Şişe Cam’da Otuz Yıl adlı anı kitabında 1941 yılında Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası’nda başlayan çalışma hayatından hareketle fabrikanın kuruluş yıllarını, üretim süreçlerini, usta-çırak ilişkilerini, II. Dünya Savaşı’nın üretime etkilerini, çalışma koşullarını ve teknik gelişmeleri anlatır. Ak, fabrika yöneticilerine, mesai arkadaşlarına ve ustalara dair gözlemlerini aktarırken Şişe Cam Sendikası’nın kuruluşu, sendikal mücadeleler ve işçi-işveren ilişkilerine genişçe yer verir. Bunun yanı sıra bayramlar, sünnet düğünleri, sosyal etkinlikler ve işçi dayanışması gibi gündelik yaşam pratiklerini de ele alarak Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası’nın kurumsal kültürünü ve kolektif hafızasını içeriden bir tanıklıkla belgeleyen kapsamlı bir anlatı ortaya koyar

Görsel: Beykoz Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası (Kundura Hafıza Arşivi)

Ziya Şahin, Kayseri Şeker Fabrikası’nda İz Bırakanlar: “Bayraklı Belgeseli” ve Kayseri Şeker Fabrikası Belgeseli: Söğütlü Kahvenin Müdavimleri adlı çalışmalarında Kayseri Şeker Fabrikası’nın kuruluş sürecini, üretim faaliyetlerini ve fabrikanın kent yaşamına etkilerini ele alır. Bunun yanı sıra işçilerin ulaşım ve barınma sorunları, kooperatifleşme girişimleri, Şeker Tepe Evleri, sosyal tesisler, hastane ve okul gibi çalışanlara yönelik hizmetler ile fabrika çevresinde gelişen dayanışma kültürüne de yer verir. Yazar, resmî kurum tarihinin ötesine geçerek farklı çalışanların tanıklıklarını ve kişisel anlatılarını kayıt altına alma amacını şu sözlerle ifade eder:

“Bu kitapta her türlü resmiyetten uzak Şeker Fabrikasında çalışanların hatıralarına yer verdim. Bu vesile ile emeği geçen insanları hayırla yâd etmek ve bu uğurda verdikleri mücadeleyi kayıt altına almak istedim.”[3]

[3] Şahin, Ziya. Kayseri Şeker Fabrikası’nda İz Bırakanlar: “Bayraklı Belgeseli” (Ankara: Gülnar Yayınları, 2024), 15.

Şahin’in çalışmaları, Kayseri Şeker Fabrikası’nı yalnızca bir üretim tesisi olarak değil; çalışanları, sosyal yaşamı ve oluşturduğu dayanışma kültürüyle çevresinde bir topluluk meydana getiren sosyal bir kurum olarak değerlendirmeye imkân tanır.

Bingül Adalığ tarafından yayına hazırlanan Sultanhisarlı Ali Zühtü Bey’in II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı Anıları ise Osmanlı döneminde askerlik hizmetini Beykoz Debbağ ve Kundura Fabrikası’nda yapan Ali Zühtü Bey’in günlüklerini günümüz okuruyla buluşturur. Levazımat-ı Umumiye Askeriyesi’ne bağlı fabrikada yazıcı olarak görev yapan Ali Zühtü Bey’in anıları, fabrikanın henüz askerî bir kurum niteliği taşıdığı dönemdeki idari yapı, üretim organizasyonu ve çalışma yaşamına ilişkin ayrıntılı bilgiler sunar. Anlatıda çalışanların gündelik yaşamı, fabrika çevresindeki sosyal ortam ve savaş yıllarında değişen çalışma koşulları da izlenebilmektedir. Özellikle I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte fabrikanın ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere gece gündüz üretime geçtiği, hammadde temininde yaşanan güçlükler ve limanda el konulan Alman gemilerindeki dericilik malzemelerinin fabrikaya kazandırılması gibi örnekler, savaşın sanayi üretimi üzerindeki doğrudan etkilerini ortaya koyar. Ali Zühtü Bey’in anlatımında Beykoz Fabrikası, sıkı disiplinin hâkim olduğu; bununla birlikte elektrikle aydınlatılan, hamamı, dispanseri ve çalışanlarına sağlanan imkânlarıyla dönemin modern sanayi işletmelerinden biri olarak tasvir edilir. Bu yönüyle eser, Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nın askerî dönemine, üretim pratiklerine ve çalışma hayatına içeriden tanıklık eden önemli bir anı kaynağı niteliğindedir.

Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası tarihinde karşılaşılan isimlerden biri de Azerbaycan asıllı deri uzmanı Aziz Alpagut’tur. Freiburg Dericilik Okulu’ndaki eğitiminin ardından 1927 yılında Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nda çalışan Alpagut, yaşam öyküsünü Hayatımın Hikâyeleri adlı otobiyografisinde anlatır. Bakü’de başlayan, Sovyet işgalinin ardından tutuklanma ve sürgün yıllarıyla şekillenen yaşamı, onu Türkiye’ye ve Beykoz’a getirir. Otobiyografisinde, Beykoz’daki çalışma yıllarında krom tabaklama gibi yeni üretim yöntemlerini uygulamaya yönelik girişimlerine ve bu süreçte edindiği deneyimlere de kısaca yer verir. Alpagut, 1957 yılında Tatbiki Dericilik adlı teknik bir dericilik kitabı da yayımlar.Bu iki eser, Alpagut’un yaşam öyküsü ile dericilik alanındaki uzmanlığını bir araya getirirken, erken Cumhuriyet döneminde Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nın da dâhil olduğu uluslararası bilgi dolaşımını görünür kılar.

Ali Zühtü Bey’den Aziz Alpagut’a, Adnan Erkmenol’dan Gözen Küçükerman’a uzanan bu anlatılar, Osmanlı döneminden Cumhuriyet yıllarına uzanan geniş bir zaman diliminde Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ile Sümerbank’ın kurumsal hafızasını farklı meslek grupları ve kuşakların tanıklıkları üzerinden görünür kılar. Farklı meslek gruplarına mensup kişilerin tanıklıklarını bir araya getiren bu eserler; üretim süreçlerinden modernizasyon çalışmalarına, teknik bilgi ve mesleki deneyim aktarımından çalışma kültürüne, sosyal yaşamdan kurum kimliğinin oluşumuna kadar fabrikanın çok katmanlı tarihine ışık tutar. Böylece biyografiler ve anılar yalnızca bireysel yaşam öykülerini aktarmakla kalmaz; resmî belgeleri tamamlayan, kimi zaman onları sorgulayan ve araştırmacılara yeni yorum ve araştırma alanları açan önemli tarihsel kaynaklar olarak öne çıkar. Bu yönüyle biyografi ve anı koleksiyonu, Kundura Hafıza Kütüphanesi’nin Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ile Sümerbank tarihine ilişkin en özgün ve giderek zenginleşen bölümlerinden birini oluşturmaktadır.

Bahsi geçen tüm yayınlar Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi kütüphanesinde incelenebilir.

Erdi Yüksel (Kundura Hafıza Kütüphane ve Arşiv Sorumlusu)

KAYNAKÇA


Ateş, Ömer F., ve Şahmurat Arık, “Sorunsalları, Tarihsel Gelişimi ve Temsilcileri Bağlamında Biyografi Teorisine Genel Bir Bakış.” YAZIT Kültür Bilimleri Dergisi 2 (1): 130-153.

Brian Roberts, Biographical Research. Buckingham : Open University Press, 2011.

Şahin, Ziya. Kayseri Şeker Fabrikası’nda İz Bırakanlar: “Bayraklı Belgeseli”. Ankara: Gülnar Yayınları, 2024.