Endüstriyel Mirastan Sosyal Konuta: Beykoz Kundura’nın Kent ve Konut Mirası

Yayınlanma Tarihi

27 Ekim 2026

Yazar

Elif Türker

Okuma Zamanı

9 Dakika

Her yıl 8 Kasım’da kutlanan Dünya Şehircilik Günü (DŞG), bizleri kentlerin nasıl planlandığı, barınma hakkının nasıl kurgulandığı ve insanların içinde var olduğu mekânların niteliği üzerine düşünmeye davet eder. Kent dediğimiz karmaşık yapı yalnızca geniş bulvarlardan veya kamusal alanlardan oluşmaz; cetvelle çizilen yollardan, binalardan ve betondan ibaret değildir. Kent; orada yaşayanların varoluşuyla, işe yürüyüşüyle, komşulukla ve nerede barındığıyla şekillenen canlı bir yapıdır. Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ve İşçi Evleri 1.Etap…

Her yıl 8 Kasım’da kutlanan Dünya Şehircilik Günü (DŞG), bizleri kentlerin nasıl planlandığı, barınma hakkının nasıl kurgulandığı ve insanların içinde var olduğu mekânların niteliği üzerine düşünmeye davet eder. Kent dediğimiz karmaşık yapı yalnızca geniş bulvarlardan veya kamusal alanlardan oluşmaz; cetvelle çizilen yollardan, binalardan ve betondan ibaret değildir. Kent; orada yaşayanların varoluşuyla, işe yürüyüşüyle, komşulukla ve nerede barındığıyla şekillenen canlı bir yapıdır.

Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ve İşçi Evleri 1.Etap Uydu Görüntüleri, 1946 ve 1987 Yılları (Kaynak: İBB)

Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun endüstriyelleşme haritasında Boğaziçi’nin en önemli örneklerinden biri olan Beykoz, tam da bu kentsel dinamiklerin bir arada bulunduğu çok katmanlı bir emek havzasıdır. Bu emek havzasının merkezinde bulunan fabrikalardan biri ise etrafında koca bir yaşam alanı ve kentleşme pratiği oluşturan Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’dır.

“Fabrikaların hayatının Beykoz hayatına kazandırdığı önemli bir şey de Beykoz’un coğrafyasına katkıları olmuştur. En az iki üç tane mahalle oluşmuştur fabrika yüzünden.” -Varijan Magakyan

Bugün, İstanbul’a ve silüetine baktığımızda dikey yükselen kuleleri, ranta kurban giden kamusal alanları ve barınma krizini tartışıyoruz. Oysa kentin hafızasında, ‘barınma hakkının’ en nitelikli, en insani ve en planlı örneklerinin yazıldığı alanlar da vardı. 1950’lerin başında, kırsaldan kente göçün ve konut sıkıntısının patlama yaptığı dönemde Beykoz, Türkiye’nin en özgün sanayi-konut denemelerinden birine ev sahipliği yapmaktaydı. Beykoz Kundura’nın ürettiği ekonomik değer, sadece fabrikanın sınırlarında kalmadı, Kundura’nın sunduğu imkânlar kentsel bir mikro-evren de yarattı. Bir fabrikanın kent yaşamına etkisi, onun ürettiği mamullerle sınırlı değildir. Beykoz Kundura, ilk günden itibaren Beykoz’un gündelik yaşam rutinini ve kentsel dokusunu doğrudan şekillendirmiştir. Fabrika düdüğünün çalmasıyla başlayan gün, mahallenin ortak zamanını belirlerken; Kundura’nın sunduğu imkânlar da ortak bir yaşam alanı yaratmıştır.

Sineması, spor kulübü, kreşi, yemekhanesi ve tüm sosyal imkanlarıyla Kundura, kendi kendine yeten bütüncül bir yerleşke kültürü oluşturmuştur. Bu kentsel omurga, çevresindeki sosyal altyapının gelişmesini sağlamış; üretim alanı ile yaşam alanının birbirine sıkı sıkıya bağlandığı bir işçi-Boğaz mahallesi kimliği yaratmıştır.

“Mesela altını babam aldı, üstünü de ben yaptım. Bir şeyler yaptık öyle, şu anda oturuyoruz, ikamet orada ediyoruz.” –Hüseyin İrgin

1950’li yıllarda İstanbul, kırsaldan kente göçün ve hızlı kentleşmenin getirdiği ciddi bir konut kriziyle yüzleşti. Gecekondulaşma baskısı karşısında, sanayi çalışanlarının sağlıklı, hijyenik ve nitelikli konutlarda barınması en temel kentsel gereksinim haline geldi. Bu süreçte “Ucuz Evler” / “Sosyal Konut” politikaları, işçi yapı kooperatifleri gibi çözümler bulundu.

Pek çok sanayi kuruluşu işçilerin barınma krizini görmezden gelerek gecekondulaşmaya sebep olurken veya işçilerin kendi imkânlarıyla çözmesini beklerken, Sümerbank o dönem sosyal devlet vizyonunun en nitelikli örneklerinden birini sergiledi.

Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nda İnşaat Çalışmaları, Cumhuriyet Dönemi, Kundura Hafıza Arşivi

Beykoz Kundura’da işçilerin ev sahibi olma ve mahalle kurma serüveni, bir anda atılmış bir adımın ötesinde yıllara yayılan köklü bir dayanışma ve örgütlenmenin ürünüdür. İşçilerin kurum çatısı altındaki ilk örgütlenmesi, 29 Kasım 1935’te Atatürk’ün imzasıyla onaylanan Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası İstihlak (Tüketim) Kooperatifi ile başlamıştır. Fabrika bünyesindeki yardım sandığı ve bu kooperatif, işçilerin maaşlarından yapılan küçük kesintilerle ucuz gıda, giyim, odun ve kömür temin etmiştir. 1947 yılında İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu’nun çıkmasıyla Beykoz Deri Mamülleri Sanayii Sendikası kurulmuştur. Sendika toplantılarında çalışma şartlarının yanında barınma sıkıntıları da masaya yatırılmış; hatta konut yapımında ucuz malzeme temin edebilmek adına tuğla harmanı işletilmesi gibi radikal fikirler de tartışılmıştır. İşçilerin barınma ihtiyacını kalıcı olarak çözmek için 1950 yılında Hudutlu Sorumlu Beykoz Deri Kundura Fabrikası İşçileri Yapı Kooperatifi resmen hayata geçirilmiştir.

Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nda İnşaat Çalışmaları, Cumhuriyet Dönemi, Kundura Hafıza Arşivi

Benzer dönemlerde Şişecam, Tekel gibi Beykoz’daki diğer sanayi kuruluşları da kooperatifleri aracılığıyla işçi konutları inşa etmek istemiş fakat arsa temini gibi engellerle karşılaşmışlardır. Bu yıllarda Sümerbank, kendi mülkiyetinde bulunan ve fabrikayı çevreleyen arazileri işçilerin talebi üzerine piyasa şartlarının çok altında, sembolik ve cüzi fiyatlarla kooperatife satarak en büyük engeli ortadan kaldırmıştır. İşçiler ise İşçi Sigortaları Kurumu’ndan (İSK) aldıkları konut kredileriyle bahçeli evlerinin inşasına başlamışlardır. Üstelik bu süreçte fabrikadaki kadın ve erkek işçilerin omuz omuza verdiği mücadele, hane bütçesinin borçlanma kapasitesini artırarak çok sayıda işçi ailesini formel konut sahibi yapmada da etkili olmuştur. Bu süreçte, uzun vadeli kredi taksitlerini düzenli ödeyebilerek mülk sahibi olabilenler genellikle fabrikada ustabaşı konumunda çalışanlar ya da hanesinde birden fazla fabrika çalışanı bulunan aileler olmuştur.

“Arsaları istemişler devletten, devlet demiş ki hayır biz şeylere kooperatiflere arsa satmıyoruz. Araya Sümerbank’ı koymuşlar Sümerbank oradaki Deri Kundura Fabrikamızın genişleme sahası ileride fabrikayı genişleteceğiz diye o arsaları almış. Parasını vermiş almış. Ondan sonra da kooperatif işçilerine ev yapmak üzere bizim kooperatife sattı. Ancak 25 lira arsa payı kesti bizim maaşımızdan.” -Selahattin Kaptan

Cumhuriyet döneminde dar gelirli ve işçi sınıfı için geliştirilen rasyonel konut hamlesinin en önemli isimlerinden biri, erken dönem modernist mimarinin öncüsü Seyfi Arkan’dır. 1954-1955 yıllarında İstanbul Belediyesi Mesken Planlama Müdürlüğü’nde danışmanlık yapan Arkan; Koşuyolu, Selamsız, Zeytinburnu ve Paşabahçe (Kundura Fabrikası İşçi Evleri) gibi bölgelerin imar ve yerleşim planlarına yön vermiştir. Seyfi Arkan’ın “Ucuz Evler” felsefesi; minimum alanda maksimum işlevsellik, gün ışığı, havalandırma, doğayla kurulan dengeli ilişki ve düşük maliyetli ama kaliteli malzeme kullanımına dayanıyordu. Ancak Paşabahçe Ucuz Evleri’ni (Kundura Fabrikası İşçi Evleri) dönemin diğer projelerinden ayıran son derece özgün yönleri de bulunmaktaydı.

Koşuyolu ve Selamsız gibi aynı dönem planlanan bölgelerde bitişik sıra ev (Row House) modeli uygulanırken; Beykoz Serviburnu mevkiindeki Paşabahçe Ucuz Evler Mahallesi ayrık düzende (müstakil bloklar halinde) ve tek katlı, bahçeli yapılar olarak tasarlanmıştı. Mahalle, her işçi ailesine kendine ait bir bahçe ve müstakil bir yaşam alanı sunarak bölgesel konut tipolojisinde Beykoz’un en geniş planlı işçi mahallesi halini aldı.

Kooperatifin kurulmasından 4 yıl sonra, Mimar Seyfi Arkan’ın planladığı ilk etap (89 konut) 1954’te tamamlanarak işçilere teslim edildi. 1962’de Sümerbank’tan talep edilerek Beykoz Çayırı civarında arsalar alındı ve 200-300 kadar yeni ev inşa edilerek 1964’te projenin 2.etabı da tamamlandı. İşçiler ayrıca arsa bedelini kendi aralarında ödeyerek Çamlıbahçe’de Deri Kundura İlkokulu’nu inşa etti. İki etapla genişleyen bu işçi mahallesi; düzenli sokakları, kurduğu bahçe-konut ilişkisi ve kendi mimari diliyle enformel yapılaşmanın hâkim olduğu bir dönemde Beykoz’da planlı şehirciliğin örneklerindendir.

Paşabahçe Ucuz Evler (Kundura Fabrikası İşçi Evleri 1.etap) Mahallesi Mevzi İmar Planı, 1954 Kaynak: Öymen-Gür &Gür (2001) akt. Akbulut & Akay (2012)

Paşabahçe Ucuz Evleri; insan ölçeğindeki sokak düzeni, bahçeli konut tipolojisi, tarihi önemi ve mücadele ruhuyla İstanbul’un ortasında korunması gereken son derece önemli bir şehircilik ve modern sivil mimari mirasıdır. Geçmişten bugüne bakıldığında görüyoruz ki fabrikalar sadece üretilen mamullerle değil; yarattığı yaşama kültürü, oluşturduğu mahalleler, çevresiyle kurduğu ilişkiler ve işçisine sağladığı insan onuruna yaraşır yaşam alanlarıyla bir bütündür ve kentsel hafızanın en değerli parçalarıdır. Beykoz Kundura bugün bir kültür, sanat ve yaratım platosu olarak dönüşümünü sürdürürken, kapısının hemen ötesinde yükselen Seyfi Arkan imzalı işçi evleri, üretimin bu şehre bıraktığı güzel bir iz olarak yaşamaya devam ediyor.

“O işçi evlerinin güzelliğini hiç unutmuyorum. Kundura fabrikasının işçi evlerinin güzelliğini” -Mustafa Yavuz

8 Kasım Dünya Şehircilik Günü vesilesiyle hatırlıyoruz: Kent, betonla değil; insanın insanca yaşayabildiği, emeğin ve hafızanın korunduğu mahallelerle kurulur.

Görseller, yayınlar ve sözlü tarih kayıtları, Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi Kütüphanesi ile Kundura Hafıza Arşivi’nden incelenebilir. Araştırma talebi oluşturmak için tıklayınız.

Elif Türker (Kundura Hafıza Arşiv ve Operasyon Asistanı)

Kaynakça

Akbulut, M. R., & Akay, Z. (2012). Halk için tasarlamak: Seyfi Arkan’ın şehirciliği ve ucuz konut projeleri. A. Cengizkan, M. Cengizkan, & D. İnan (Ed.), Modernist açılımda bir öncü: Seyfi Arkan içinde (ss. 231–248). TMMOB Mimarlar Odası Yayınları.

Ceylan, H. (2025). Boğaziçi’nde bir işçi semtinin görünümleri: Farklı faillik eksenlerinde Beykoz.

Öztürk, B. (2020). Selamsız Ucuz Evler Yerleşimi. Betonart, (65), 18–28.